6 Nisan 2012 Cuma

Herşey İçinmiş Aikido

- Düzgün otur, ayakların acısın biraz!

İki Şubat iki bin on bir akşamı aikido ile olan maceram ders sonunda Sevgi Sensei’nin bu söylemi ile başladı. Dizlerimin üzerinde bırakın oturmak, çömelemiyordum bile. Her tarafım acımıştı ama kendime yedirememiştim basit bir hareketi becerememiş olmayı. Zamanla, dedi beni çalıştıran Volkan-San(Şimdi Volkan Senpai). Tabii ki bir kulağımdan girdi diğerinden çıktı. Ne de olsa hırslı adam modelimle hepsini aşacaktım ama unuttuğum ufak bir konu vardı. “Ai” yani uyum. Düşüncem ile bedenim bir gitmiyordu. Biri hep diğerini kovalıyordu ve sonuç kendimi sakatladım. Hal bu ki o güne kadar yaptığım her şey kendimi ileride sakatlamamam içindi. Hırsımı törpülemem gerektiğini o gün anladım. Doğru şekilde öğrenmek aceleye gelmemeliymiş.

- Adımlarını düzgün atmazsan doğru düşemezsin de doğru kalkamazsın da!

Aikido’da sakin olmayı, sabretmeyi öğrendikten sonra düzgün durmayı ve düzgün yürümeyi öğrenmeye başladım. Hoş hala iyi değilim bu konuda ama en azından kambur durup çapraz adımlar atmıyorum. Bir gün manevi veya fiziksel anlamda düşüşüm olacak ama korkularımı yenmeye başladım. Düşmek, korkulması gereken bir konu değilmiş meğerse. En az zararla düşmeyi öğrenince ayağa kalktığında daha çok şeyi karşılayacak gücü oluyor.

- Öğretirken öğrenin!

Kendimden korkup, kendime alıştıktan sonra naçizane bildiklerimi Sevgi Sensei’nin gözetimi altında başkalarına göstermeye başladığımda aslında ne kadar da eksik ve hatalı olduğumu görmeye başladım. Bir şeyler yapabiliyor olmak o konuda iyi olmak değilmiş. Kırk fırın ekmek denir ya, azmış. Özellikle çocuk ve gençlerle çalışırken dikkatlerini toparlayabilmek, doğru anlatabilmek en büyük tekrarmış. Tam bir dikkat savaşına dönüşen dersler beynimi bedenimden çok daha fazla yoruyor ama sonuçları gördüğümde bazen mutluluktan ağlamak istiyorum.

- Gözlerinizi kapatıp kendinizle çalışın!

Belki de bendeki en büyük gelişmeyi sağlayan şey bu sözler oldu. Hayatımda kötü veya sıkıntı yaratacak durumlarla ilk karşılaştığımda değil önceden hazırlanmayı ve buna göre kendimi kontrol etmeyi öğrendim. Gözümü kapattığımda beni en çok zorlayacak, en zayıf yönlerimi bilen ile çalışmayı öğrendim, kendimle. Kendimle çalıştıkça sakinleştim ve en gergin dakikalarımda karşımdaki başkası olsa bile gözümü kapatıp en kaliteli rakibimi yenmeye çalıştım.

Sonuç olarak karşılaştığım her şeyin içinde içinde aikidoyu görmeye başladım. Biliyorum ki daha çok yolum var gidecek. Bir yol tutturdum kendime, “do” yol anlamına gelen. Şimdi sadece “ki” kaldı. Onu keşfine gitmek istiyorum.

Yol gösterenimiz Sevgi Sensei’ye ve yol arkadaşlarıma teşekkürlerimle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder